Kudüs Notları

IMG_7837

Foto: Muammer ULUTÜRK

28 Ekim 2015 Çarşamba.

İstanbul-Tel Aviv arası 2,5 saat sürüyor. Uçak 12:45’te David Ben Gurion Havalimanı’na indi. Buraya adı verilen Ben Gurion’un ilginç hayat öyküsü hayli dikkat çekici.

Ben-Gurion David Grün olarak, o zamanlar Rus İmparatorluğu’nun bir parçası olan Polonya’nın Płońsk şehrinde doğar. Babası, Avigdor Grün bir hukukçu ve aynı zamanda Hovevei Zion örgütünün lideridir. Siyasi kariyerine ilk olarak başladığı sıralarda ismini İbranice bir isim olan Ben-Gurion olarak değiştirir. O zaman Osmanlı Devleti yönetimi altındaki Filistin’den siyasi aktiviteleri nedeniyle sınır dışı edilir. 1918 yılında İngiliz ordusuna bağlı Yahudi Lejyonunun 38. Taburuna gönüllü er olarak katılır. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Filistin’in İngiltere tarafından ele geçirilmesiyle pek sofu ve idealist olan Ben-Gurion ve ailesi Filistin’e geri dönerler. Ben-Gurion Yahudileri İngiliz Ordusuna katılmaları konusunda cesaretlendirirken aynı zamanda da İngilizlerin Yahudi göçünü engellemeye çalıştığı bir zamanda Avrupa Yahudilerinin yasadışı olarak Filistin’e göç etmelerini sağlar. İngilizlerin desteği ile İsrail devletini kurar ve 1948-1963 arası dönemlerde başbakanlık yapar. 1 Aralık 1973’te 87 yaşındayken bir ateist olarak Tel Aviv’de ölür. Knesset’ten ayrıldıktan sonra Ulusun Atası payesi ile onurlandırılmış. İlginç olan yönlerinden biri de 1912 yılında İstanbul’a taşındıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptırmış olması. Ancak buradaki öğrenimini tamamlamadan Kudüs’e geçer. Ben bu adamın İstanbul Barosuna kayıtlı olduğunu duymuştum. Okulu bitirmediyse nasıl baro üyesi oluyor anlamadım.

Dünyada toplam 18 milyon Yahudi var ve bunların 7,5 milyonu İsrail’de yaşıyor. Filistinli nüfus 1,6 milyon civarında.

Ben Gurion Havalimanı çok modern ve temiz. Daha önce gelen arkadaşlar uyarıyorlar, soru sorarlar ve girişi uzatırlarsa görevlilerle tartışmayın diye. 20 dakikalık kuyruğun ve ciddi görüneceğiz diye uğraşıp duran memurların pasaport kontrolünün ardından bekleme salonuna geçtim. Bizim ekipten, biri benim oda arkadaşım olacak genç Faruk ile bir başka genci çağırıp sorguya çekmişler. Neden geldin, ne yapacaksın filan. İsrail uyruklu olmayan gençlere uyguladıkları bir caydırmaca mı nedir?

İstanbul’daki nefis sonbahar gününden sonra burada hava kapalı ve yağmurlu. Hafta sonuna kadar öyle gibi. Pek de önemli değil. Beni Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra ilgilendiriyor çünkü.

Bizi bekleyen otobüsle havalimanından ayrılıyor, 1517 ile 1918 arası Osmanlı toprağı olan yollardan (Yitzak Rabin bu yolun adı) Kudüs’e gidiyoruz. Siyonistler çok toplantılar yapmışlar devleti Afrika’da mı, ABD’de mi ya da başka bir yerde mi kuralım diye. Sonunda, madem ki Arz-ı Mev’ud var, yerimiz belli demişler. Rehberimiz Muhammed Ebu Yunus 60 yaşlarında olgun biri. 70li yıllarda Ankara Üniversitesi Fizik Mühendisliğinde okuyup mezun olmuş. Önümüzde 1 Kasım seçimleri var. Türkiye’de olup bitenler Filistin’de çok yakından takip ediliyor. İnşallah dedi, seçimlerden güçlü bir iktidar çıkar, Filistinliler olarak dileğimiz o.

Zeytin Dağı.

Bu adı daha sonra hayli ilgileneceğim kutsal metinlerinde duymazdan evvel, Falih Rıfkı Atay’dan biliyorum. Yedek subaylık görevi sebebiyle Cemal Paşa’nın Zeytindağı’ndaki karargahına giden Falih Rıfkı, burada yaşadığı olayları ve anılarını bulunduğu tarihin önemli olaylarını da içine alacak şekilde anlatır. Kitabının bir yerinde şöyle der: Filistin ikiye ayrılmıştır. Eski Filistin Arapların, yani hizmetçilerin; yeni Filistin ise tüm güzelliği ve ihtişamıyla Yahudilerin. Bu seyahatin sonunda Doğu Kudüs’ün perişanlığı, Batı Kudüs’ün Avrupa’nın batısındaki şehirlere benzediğini öğrenmiş oldum.

Zeytin Dağı üç din için de önemli. Yahudilere göre göğe en yakın dağ. Oysa denizden sadece 850 metre yüksekte. Mescid-i Aksa’ya bakan yamaçlarda büyükçe bir Yahudi mezarlığı var. Kıyamet sonrasında tanrının yanına alacağını düşündükleri bu mezarlıkta yatmak için 500 bin dolar paralar ödüyorlar. Hıristiyanlar için Zeytin Dağı yaşlı zeytin ağaçlarıyla dolu Getsemani bahçesinin varlığı sebebiyle önemli. İsa işte tam burada, Havarilerden Yahuda İskariyot’un ihanetine uğradı ve Romalı askerler tarafından yakalandı. Müslümanlar içinse her tarafı hatıralarla dolu. Ben İncillerde okuduğum bu dağın tamamının zeytin ağaçlarıyla dolu olduğunu düşünürdüm. Okuduklarımın arasında kalmışım. Sokaklar, evler, okullar, çocuklar var.

(devam edecek)

~ tarafından Hayata Dair Notlar 23/11/2015.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: