Araştırmacı Yazar Şakir Epözdemir: Kürt-Türk Dostluğu ve Kürt-Osmanlı (1514-Amasya) İttifakı

image
72 yaşındayım. 1958’den bu yana 52 yıldır Kürtlerin barış içinde demokratik haklarına kavuşmaları için dua ediyor ve gücüm oranında çaba harcıyorum.

Şivan Taving: Bilindiği gibi yıllardır hep Kürt-Türk dostluğunu savunanlardansınız. Kürt-Osmanlı ittifakı ve ilişkileri ile ilgili çeşitli makalelerinizi okuduk, okuyoruz. 2005 yılında “1514 AMASYA ANTLAŞMASI, Kürt – Osmanlı İttifakı ve Mevlana İdris-i Bitlisi” adında bir kitap yazdınız. Bir araştırmacı yazar olarak “DİYALOG” adlı derginin etrafındaki Kürt- Türk Dostluk girişimimizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şakir Epözdemir: Her şeyden önce bu girişiminizi olumlu karşılıyorum. Sizleri ve bu girişimi destekleyenleri kutluyor ve bu konu da birkaç söz söylemek istiyorum:
72 yaşındayım. 1958’den bu yana 52 yıldır Kürtlerin barış içinde demokratik haklarına kavuşmaları için dua ediyor ve gücüm oranında çaba harcıyorum. Bu amaçla 1965’te 6 kişi tarafından Diyarbakır’da kurulan Türkiye Kürdistan Demokrat Partisinin kuruluşuna katılanlardan biri olarak da 1971 de meydana gelen Said Elçi olayından sonra hiç bir örgütsel çalışmaya katılmadan ve siyaseti uzaktan takip eden sıradan bir insanım. Kürtleri ilgilendiren, Kürt-Osmanlı, Kürt-Türk ve Kürt- İslam ilişkileri üzerinde tarihi araştırmalar yapıyorum. (1)
1968 Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde Kürtlerin demokratik haklarını savunurken Kürt-Türk dostluğundan ve beraberliklerinden söz eden ve bu dostluğu sonsuza dek sürdürülmesini isteyen biriyim.(2)
Büyük Barzani’nin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Cevdet Sunay’a ve Başbakan Süleyman Demirel’e 1968 Tarihinde gönderdiği ‘barış çağrısı mektubundan’ pasajlar vererek Antalya Mahkemeleri önünde bundan 41 yıl önce ‘Baba Barzani’ nin barış ve dostluk tezlerini savunanlardanım.(3)
Antalya Ağır Ceza Mahkemesine 1969’da sunduğum Siyasi savunmamda da sık sık ”dostlarınıza düşman muamelesi yapmayın” diyenlerden biriyim. 41 yıl önce savunduklarımı halen savunuyor ve Türk idarecilerinin artık gerçekleri ve realiteleri yavaş da olsa görmeye başladıklarını görerek seviniyorum. Ölmeden önce bu manzarayı görmek benim için son derece önemlidir. Sizleri tekrar kutluyor, başarı dileklerimi sunuyorum.

Şivan Taving: Bu girişimimize ne kadar şans veriyorsunuz. Başaracak mıyız?
Şakir Epözdemir: Başarılması tarafların samimi duygu ve düşüncelerine bağlıdır. Uluslar arasında birçok dostluk dernekleri sadece ticareti geliştirmek ve büyük ihaleler koparmak için kurulur. Bana göre Kürt-Türk Dostluğu geçici ve şahsı menfaatlere dayandırılmamalı. Her şeyden önce bu girişim Kürtlerin ve Türklerin tarihi, stratejik, dini ve de 500 yıldır devam eden geleneksel bağlarımız üzerinde inşa edilmeli. Yüce Allah’ın buyurduğu gibi Kürtler, Türkleri ve de Türkler, Kürtleri tanımalı ve karşılıklı saygı da kusur edilmemeli. Tanımak, biri birlerini tarihin derinliklerinden gelen ahlak ve karakter değerlerle tanımaktır. İnkârla, gerçekleri gizlemekle, Kürtlerin üzerinde yaşadıkları coğrafyalarının ismini dahi telaffuz etmemekle Allah’ın emrini yerine getirmiş olamayız. “yavaş yavaş, şıvayé şıvayé veya hédî hédî” diyebilirsiniz. Ama hem Türklere ve hem de Kürtlere çok yazık olur. Dünya hızla ilerliyor. 41 yıl önce TKDP’li olarak önerdiklerimize kulak verilseydi Türkiye şimdi bütün Kürtlerle birlikte dünyanın belki de 4’üncü zengin ve müreffeh devleti olmuş olacaktı.
Şivan Taving: Kürt-Osmanlı İttifakı 1514’te nasıl gerçekleşti?
Şakir Epözdemir: 1- Osmanlı İmparatorluğunun doğusunda ve kendi doğal coğrafyaları üzerinde beylikler ve emirlikler şeklinde bağımsız ve özgür yaşayan Kürtler, belki de tarihte ilk olarak bağımsızlıklarından ödün vererek, kendi güvenlikleri için Osmanlılarla bir ittifak sözleşmesini imzaladılar. Bu Antlaşmayı hem kanunnamelerle ve hem de ‘Gönüllü İttifak Senetleri’ ile yazılı hale getirdiler.
2- O dönemde 28 Kürt Beyi kendi istek ve iradeleriyle bu sözleşmeyi onayladı. Daha sonra gerek güney de, gerekse doğu Kürdistan’da birçok Beylikler de bu sözleşme akdine katıldılar.
3- Bu dönem de Kürdistan Beyleri ve Hükümdarları bütün zamanların en seçkin şahsiyetlerinden meydana gelmişti. Bu birliktelikte o şahsiyetlerin de rolleri oldu.
4- Nasıl ki 1990’ların şartları Güney Kürtlerini ABD ve Koalisyon Ortaklarına taraf sürükledi ise, aynı şekilde Safevi Devletinin despotluğu sonucunda birçok beyliklerin başkentlerini işgal etmeleri sonucun da, Kürtleri Osmanlılara yaklaştırdı.
5- Kürdistan Beyleri o dönem de uyum içinde idiler. Uyum içinde olmalarının sebebi 1460’lardan başlayarak ta 1500’lere kadar Akkoyunlu devletiyle savaş halinde olmalarından ve bu mücadele de dayanışma içine girmelerinden di.
1510’lar da Bitlis Hâkimi Şeref Bey (IV. Şeref Han), Hasankeyf Meliki Sultan Melik Halil-i Eyubi, Botan (Cizre) Hâkimi Şah Ali Bey ve sayıları 13’u bulan Beylerin birlikte Şah İsmail’i ziyaret etmeleri bu iddiamı doğruluyor.

Şivan Taving: Osmanlı Sultanı Yavuz Selim bu ittifak’ta nasıl bir rol oynadı?
Şakir Epözdemir: 1- Bana göre Sultan Selim Han, 36 Osmanlı Padişahinin en uzak görüşlü, en akıllı ve en becerikli olan emsalsiz bir Padişah’dır. O, çok büyük bir önder ve kararlı bir liderdir.
2- Sultan Selim, Osmanlı devletine karşı tehlikenin ve tehditlerin hep doğudan ve Orta Asya’dan geldiğini ve buna bir çözüm getirilmesi gerektiğini gördü ve önlem alabilmesi için bu konuda uzman konumundaki Mevlana İdrîs-i Bitlisi yi Arabistan’dan çağırarak kendisiyle uzun uzun danıştı, tartıştı ve geçerli bir proje üzerinde mutabakata vararak o büyük bilgine ve emsalsiz diplomata güvenerek de O’na çok geniş yetkiler verdi.
3- Sultan Selim bu projeyi yaparken ne komutanlarına ve nede diğer devşirme vezirlerine belki de hiç danışmadı. Eğer onlara danışmış olsaydı şimdi hala münakaşalar devam ediyor olabilirdi. Çünkü devşirme kadrolar hiçbir zaman Osmanlıların doğudaki Müslüman halklarla ve de özellikle Kürtlerle diyaloga girmelerini istemediler ve de istemezler.
4- Osmanlıların büyük bir devlet olabilmeleri için başından beri Anadolu Beylikleri ile mücadele halinde idiler. Yıldırım Beyazıt bir kaç Beyliği ortadan kaldırdı diye 1400’lerde Timorlenk bütün kuvvetlerini Anadolu ya seferber etti ve Ankara Meydan Savaşında Osmanlı Devletini yenerek, etkinliğini doğrudan veya dolaylı olarak, ta 1510’lara kadar bu bölgeden ta Azerbaycan, İran ve Afganistan’a kadar sürdürdü.
5- Timorlenk’ın aci meyvelerinden olan Akkoyunlu Devletinin Sultanı Uzun Hasan, 1473’te Erzincan’ın Yassı çimenin de Fatih Sultan Mehmet’le savaşırken yenildi. 1473 ten 1500’lere kadar geçen 30 yıllık bir sürede bile her zaman Osmanlılarla kavga halinde olan bu Akkoyunlu Devletinin ve Orta Asya’dan gelen o savaşkan despotlarının sürekli tehdidi altında idi.
6- Şah İsmail ilk ordusunu 1508 de Anadolu Türkmenlerinden toplayarak Akkoyunlu devletine karşı savaştı ve Maraş’a kadar işgal ederek, Akkoyunlu devletinin işgalı altındaki topraklarla beraber, birçok Kürt bölgelerini de alarak, Osmanlıya hem komşu ve hem de büyük bir tehdit unsuru olmaya başladı.
7- Sultan Selim bu durumda, ne yapmalıydı? Hem Şah İsmail’in tehdidinden kurtulmalı ve hem de Serhatları bundan böyle otonom Kürdistan Beylerinin Özel ve Cesur Ordularıyla kurumalıydı. Proje buydu ve bu proje 330 yıl kazasız belasız yürüdü. (4)

Şivan Taving: Bu projenin çok kısa bir zamanda gerçekleşmesi, başarıya ulaşması ve Kürdistan Beylerinin irsi haklarının kanunnamelerde yer almasında Mevlana İdris’ın rolu var mı?
Şakir Epözdemir: Elbette O büyük diplomatın, şahsiyeti, hitabeti, ikna kabiliyeti, bilgeliği, kariyeri, gerçek dindarlığı ve ileri görüşlüğünün rolü çok büyüktür.
1- Her şeyden önce Mevlana İdris Kürt’tür, Bitlis ulema ve mütasavıflardan Mevlana Hüsameddin’in oğludur. Bitlis’te veya bir ihtimal Diyarbakır’da 1452 veya 57 de doğarken babası Diyarbakır’da Akkoyunlu Devletinin Sarayında Sultan Uzun Hasan’ın özel kâtibidir.
2- 1469’a kadar Başkent Diyarbakır da yaşamış, hem büyük ulamalardan olan babasının yanında ve hem de saray da özel dersler almış, Başkent Diyarbakır’dan Tebriz’e taşınırken 12 veya 16 yaşlarındaki bu delikanlı genç, Amed Şehrinin ileri gelen  ailelerin çocuklarıyla dosttur, arkadaştır. Bu dostları ve arkadaşları ileride O’na referans olacaklar ve O’nu destekleyeceklerdir.
3- 1478’de Uzun Hasan öldükten ve Sultan Yakup babasının yerine geçtikten sonra Mevlana İdris babasının görevini devralmış ve 1468 den 1500’lere kadar 22 yıl Akkoyunlu Devletinin sarayında Sultan Yakup, Sultan Elvend, ve Sultan Rüstem ile mesai arkadaşlığını yaparak en az 4 tane hükümdarla gece gündüz çalışmıştır.
4- Mevlana İdris, Osmanlı Sultanı II. Beyazıt’la da 10 yılını geçirmiş, Osmanlı Tarihini Heşt Behişt (8 cennet) başlığıyla yazmış, devşirme baş vezirlerden Hadim Mihemed Ali Paşanın hışmına uğrayarak hac bahanesiyle İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalmıştır.  Mısır da Memlukların Sultanına misafir olmuş, Mekke ve Özellikle de Medine de İslam Ulemalarıyla uzun uzun görüşme firsatını bulan İdris, 1512 de Sultan Selim tahta çıkınca O’nu İstanbul’a davet ederken de; 6 aylık bir süre de Halep ve Şam’daki İslam âlimleriyle görüştükten sonra İstanbul’a dönmüştür.
5- Burada dikkat edilmesi gereken bir husus, Mevlana İdris’in ‘Sultanların Dostu ve arkadaşı’ oluşudur. Mevlana İdris’in Diyarbakır’dan Tebrize kadar bütün Kürdistan Hanedanlıklarını tanıması, gerek Diyarbakır da ve gerekse Tebriz de Kürt Beyleriyle ve Kürdistan’ın büyük aileleriyle karşılaşması ve herkese karşı itimat telkin etmesi bu geniş vizyonunun sonucundandır.
6- Mevlana İdris gerçekten büyük bir bilgindir. O, 30 dan fazla eser yazmıştır. Tipla ilgili, Zeoloji, Kozmoloji, Tarih ve Seyahat la ilgili eserleri yanında, a)-Felsefi ve kelamı eserler, b)-Tasavvufi eserler, c)- Telifler ve Şerh eserleri, d)- Siyasi ve Ahlakı eserler, e)- Dini eserler (Fıkıh, hadis ve tefsirle ilgili 6 eser), f)- Mektubat ve Şiirleri.
O, Mevlanaların en bilgesi, İslam da yetişmiş bilginlerin en büyüklerindendir.
7- Bütün bu nitelikleri yanın da siyasette ve askeri alanında da çok başarılı bir şahsiyettir. O hızlı ve isabetli pratiğini de hesaba katarak, misyonunu, karizmasını ve vizyonunu rahatlıkla görebiliriz.
8- Mevlana İdris Kürdistan Beylerinin de itimadını tam olarak kazanmış ve verdiği isabetli kararlar da hızlı adımlarla hedefine ulaşmıştır.
9- Mevlana İdris, Kürdistan Beylerini ve hükümdarlarını ikna etmek için yola çıktığında Rojkanın Yurtsever ve kahramanlarından Mıhemed Ağa Kelhoki yanındadır ve bu büyük şahsiyet 50 yıllık fedakârane pratiğiyle herkesin itimadını kazanmış bir kahramandır.

Şivan Taving: Kürdistan Beylerinin de bu ittifakın gerçekleştirmesinde rolleri yok mu?
Şakir Epözdemir: Elbette vardır. 1-Bu dönemdeki Kürdistan Beyleri, en gelişmiş bir lider kadrosudur. Bitlis’te Şeref Han, Cizre de Şah Eli Bey, Hasankeyf’te Sultan Melik Halil-i Eyubî, Amediye de Sultan Huseyin, Palu da Cemşid Bey, Kilis’te Qasim Bey ve sayıları 28’e varan o dönemin Beylerinin isimleri hala daha dillerde dolaşmaktadır.
2- Akkoyunluların baskı ve işgallerinden sonra Şah İsmail’in aynı ordular ve kadrolarla gelip kaleleri ve şehirleri işgal etmeye kalkışması, Kürdistan Beyleri ve yöneticilerinde milli bir bilinç ortaya çıkarttı ve Kürtlük duygusu bu yönetici kadroyu bir araya getirtti.

Şivan Taving: Bu olayda din, özellikle İslam dini nasıl bir rol oynadı?
Şakir Epözdemir: 1- Şüphesiz hem Osmanlılarla ve hem de Selçukilerle, başından beri Kürtlerle Türkleri yakınlaştıran en önemli unsur din faktörüdür. Özellikle “Ehl-i Sünnet ve Cemaet” bildiğimiz Sunnî kesim arasında kaynaşmalar çabucak oluveriyordu. O zamanlar da, İslamiyet konusunda Türklerin Kürtlere son derece ihtiyaçları vardı. Çünkü Kürtler Miladi 740’lardan başlayarak Müslümanlaşmışlardı.
Türklerle Kürtler 11 yüzyılın sonlarında tanıştıklarında Kürt İslam Medreseleri çok sayıda bilgin yetiştirmiş ve Kürdistan şehirlerinin tümünde İslamiyet öne çıkmıştı. Müslüman olmalarına rağmen ‘Mervaniler misali’ Bağdat Abbasi Halifeleriyle de zaman zaman kafa tutuyorlardı. Kürtler, İslam olmakla beraber özgürlükleri için Emevi’lerle, Abbasi’lerle, Selçuki, Artuki, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Osmanlı ve hatta Türk, Arap, Faris demeden herkesle gözlerini kırpmadan savaştıklarını biliyoruz. Din olgusu hak ve hukukta önemli bir olgudur, ancak haksız ve adaletsiz bir nizam da önemini kaybeder ve gerilerde kalır.
2- Kürtlerin Osmanlılarla ittifak kurmalarında en büyük rol oynayan sadece din, sadece Sunnî olmak değildi. Sunîlik birleşmeyi kolaylaştırdı, ancak Kürt Beyleri için en önemli şey onların evvelden gelen irsi hakları ve bağımsız, otonom yönetimleri idi. Nitekim Osmanlılardan önce Şah İsmail ile ittifak kurmak için 12 – 13 yönetici Şah’a gitti ve  o gencecik Şah, onlarla antlaşmayı, imzalayacağına o saygıdeğer misafirlerini zincire vurarak zindanlara attı. Şah İsmail doğru bir siyasetle Kürtleri yanına alabilirdi. Nitekim Şıkakan, Mukriyan, Bradostan ve Erdelananlar gibi birçok Sunnî Kürt Bölgesi İran yönetimi alanında kaldılar.

Şivan Taving:  Bu İttifak projesi Kürtlere ne kaybettirdi, Osmanlılara ne kazandırdı?
Şakir Epözdemir: İttifaklar veya ortaklıklar daha güçlü olabilmek, kuvvetlerini birleştirmek için her iki taraftan da fedakârlıklar yapılarak gerçekleşen ve kazandıran projelerdir. Mesela o güne kadar Bitlis Hükümdarının tahta çıkmasında Osmanlı Padişahînin onayına ihtiyaç yoktu veya Osmanlıların yanında savaşlara katılma yükümlülükleri söz konusu değildi, aynı zaman da Osmanlıların da Kürdistan yöneticilerinin problemleriyle ilgili veya Kürdistan’a yabancı müdahalelerle ilgili her hangi bir dertleri yoktu. Bu bir gönüllü ortaklık akdidir.
Beri yandan Kürdistan 330 sene güven içinde yaşamış. Bir Bitlis şehrine şayet Osmanlıların kendileri müdahale etmeseydi bu şehir 1495’te Akkoyunlulardan veya 1516 da Safevilerden kurtulduktan sonra 1914’e kadar hiçbir  savaş görmemiş olacaktı. O zamanlar da, bir şehrin 400 yıl savaş görmemesi çok önemlidir. Diyarbakır 1516’dan bu güne kadar savaşmadı. Bu 500 yıl demektir. Kürtler bağımsızlıklarından ödün vererek dünyanın sayılı ve saygınlıklı bir imparatorluğuyla ortak olma iradelerini ortaya koymuşlarladır. Bu projeyi küçümseyemeyiz.
Elbette Osmanlıların buradaki kazanç payı daha büyük olacaktı. Osmanlılar bu antlaşma sayesinde 1514’ten 1517 ye kadar -sadece 4 yılda- büyük bir imparatorluk oluşturdular. Topraklarını ikiye katladılar. İslam Halifeliği unvanını de alarak bu koca devleti en az 300 yıl çok debdebeli bir şekilde ayakta durmasını sağladılar. Ve en önemlisi Kürt-Osmanlı ittifakından sonra artık Doğudan, Orta Asya veya İran’dan Timürlengler, Uzun Hasanlar ve Şah İsmailler gibi rakipleri ortaya çıkmadı.

 Şivan Taving: Kürtler açısından en büyük kazanım sizce nedir bu projede?
Şakir Epözdemir: 1- Bana göre Kürtler bu proje sayesinde Akkoyunlu Devletinin devamı olan Şah İsmail’in acımasız kadrosunun şerrinden kurtuldular.
İkincisi Kürdistan yönetimleri Osmanlı Kanunnamelerinde yerlerini almış ve koca bir imparatorlukta tescil edilmişlerdir.
Üçüncüsü Kürtler birçok bölgede doğal topraklarına kavuşmuş ve sınırlarını otantik ve kadim coğrafyasının tamamına serpmişlerdir.
Dördüncüsü ve en önemlisi Osmanlı döneminde Kürdistan şehirlerindeki medreseler hem sayısal olarak çoğalmış ve hem de bu medreseler huzur ve güven içinde tedrisata devam ederek bize birçok edip, şair, düşünür ve bilim adamı bırakarak Kürt dili ve edebiyatına büyük katkılar sunmuştur.

Şivan Taving:  Sizin anlatımınızdan Kürdistan yönetimlerinin şehirlere hâkim oldukları  ve eğitimlerini şehir merkezlerinde icra ettikleri anlaşılıyor.
Şakir Epözdemir: Mirlik, Emirlik, Derebeylik, Prenslik gibi yönetimlerinin hepsi şehir yönetimleridirler. Buna ‘siteler’  yönetimi de diyebiliriz. Bu yönetimler Kürdistan’a has bir yönetim tarzı da değildir, bütün dünyada bu tarz yönetimler – o dönem de -mevcuttur.
Kürdistan yönetimlerinin başkentlerinin birkaçını sayayım: Şarbazar, Şehrezor, Koysancaq, Revandiz, Amédi, Hakkâri, Hoşap, Mukus, Hizan, Şirvan, Bitlis, Hezzo, Cizre, Hasankeyf, Genç, Palu, Kilis, Çemişkezek ve diğerleri. Sadece Çemişkezek Hükümdarlığına bağlı 32 tane şehir vardır. Bitlis yönetimi Ahlât, Muş ve Hınıs şehirleriyle hep övünmüştür. Ravandiz: Harir, Soran, Şeqlawa, Erbil gibi şehirlere sahiptir.

Şivan Taving:  Kürt – Osmanlı İttifak İlişkileri neden bozuldu?
Şakir Epözdemir: 1- Bu ittifakı gerçekleştiren, Kürt-Osmanlı ittifakına değer veren Sultan Selim ve Mevlana İdris 1520’de peş peşe öldüler. İttifak sözleşmeleri 1517’de kaleme alındı, 3 yıl sonra bu sözleşmeyi ortaya çıkaranların ikisi de öldü.
2- Babasının yerine geçen Kanuni Sultan Süleyman Kürtleri ancak Bağdad seferiyla tanıyabildi. Sefer dönüşünde bir “Emr-i Şerif” ile babası zamanında verilmiş hakları teyid etti ve bu hakların ilelebet yürürlükte kalacağına dair ferman buyurdu. (5)
3- Sultan Selim’le başlayan bu antlaşma Sultan Abdulmecit dönemine ve 1847’de Mir Bedirhan Beyin yenilgisine kadar devam etti. 1514’ten 1847 ye kadar 333 yıl boyunca Kürt Beyleri her yerde irsi haklarını kurudular. (Burada Babanlıların 1806’da, Soran Hükümetinin 1836’da ortadan kaldırıldığını ve Bedirhan Beg olayına kadar buraların aynı xanedanlıkların prensleriyle idare edildiğini biliyoruz.)
4- II. Sultan Mahmut’a Nizami Cedit ve bazı reformlar dayatan başta İngilizler olmak üzere Hıristiyan devletler, Osmanlıları ortadan kaldırmak ve yok etmek için her dalavereyi mubah saydılar.  Serhatlar da, Basra’dan Kafkaslara kadar bu sınırları kendi özel ordularıyla kuruyan Kürt Yönetimlerinin ortadan kaldırılması için Osmanlıları ikna etmeye başladılar ve kendi altlarındaki dalı kesen Osmanlılara destek oldular.
5- Osmanlılar da bu tavsiyelere uyarak gerçekten altlarındaki dalı kestiler. Balkanlardaki ayaklanmalar sürerken, onlara destek olabilecek tek sadık müttefikleri olan Kürtleri otoritesiz bir hale getirdiler. İngilizlerle ve Haçlı şürekâlarıyla alttan alta ittifak kuran Ermeniler “Kavm-i Sadik”, Kürtler ise isyankâr ve vahşi olarak anılmaya başlandı. Sadakatle ve iyi niyetle başlayan bu ittifak, maalesef çok acı bir şekilde son buldu.

Şivan Taving:   Peki, bu durumda kim kazandı?
Şakir Epözdemir: Ebetteki İngilizler, Fransızlar, Ruslar, Almanlar ve yandaşları kazandı. Bir kere ortada Osmanlı İmparatorluğu ve İslam Halifeliği diye bir şey kalmadı. Bütün Haçlılar halifelik engelinden kurtuldular. Daha sonra Afrika dan Asya ya kadar Arap – İslam topraklarını aralarında paylaştılar. Ermenileri ‘büyük Ermenistan hayâlıyla’ ayaklandırarak sonunda onları kötü akıbetleriyle baş başa bırakıp arkalarını çevirdiler. Milli misak sınırlarındaki Kürdistan’ı 3 parçaya bölerek Kerkük ve Musul Petrollerine sahip oldular. Hala daha Kerkük’ün gerçek sahipleri olan Kürtlere geçmemesi için çeşitli entrikalar çevrilmekte ve Araplara şirin görünmeye çalışmaktadırlar.  Kürtlerin her ferdi bunları görüyor ve de biliyor ama emperyal güçler hala eski kafadalar.
Kaybeden Türkler ve Kürtlerdir. Osmanlı İmparatorluğu da; Ruslar, İngilizler, Almanlar ve diğerleri gibi bünyesindeki Müslüman ülkelere özerklikler vererek, statüler tanıyarak, hem önderliğini ve hem de büyük devlet olma niteliğini kuruyabilirdi. Sultan Selim sadece Mevlana İdris’ten ve etrafındaki danışmanlarından akıl aldı, sadece onlarla danıştı ve 4 yıl zarfında topraklarını ikiye katladı. II. Mahmut’tan sonra gelen sultanlar ve idareciler (II. Sultan Abdulhamit hariç) hep yabancılardan, hep Kürtlerle Türklerin birlikteliğini istemeyenlerden akıl ve direktif aldılar, almaktadırlar. Bütün temennim yeni başlayan bu süreç te Türkler ve Kürtlerin evvelden olduğu gibi biri birlerine gerçekten inanmaları ve güvenmeleridir.
Bunun gerçekleşmesi için iki şeyi unutmayalım: 1- Biri birimizi gerçekten tanıyalım, 2- biri birlerimize gerçekten güvenelim.

Şivan Taving:   Bana çok geniş bir zaman ayırdınız ve sorduğum bütün sorulara hiç çekinmeden cevap verdiniz. Özellikle Kürt- Osmanlı ilişkiler konusunda sizi zaman zaman meşgül edecegiz. Bir daha görüşmek üzere teşekkürler.
Şakir Epözdemir: Türk-Kürt dostluğu, ittifakı ve sonsuza kadar beraberliği için her zaman ‘Diyaloğun’ yanında olacağım. Bu coğrafyada ve bu bölgede yaşayan bütün halkların dostluğu ve beraberliği için her türlü katkıyı sunmaya hazırım ve zaten amacım da budur. Bu yüzden size teşekkür borçluyum.
21.06.2010 – Van


DİPNOT:
(1) – 1965’te TKDP’yi kuran 6 kurucunun isimleri şöyledir: Av. Faik Bucak, Av. Şerafeddin Elçi, Said Elçi, Ömer Turhan, Derviş Akgül ve Şakir Epözdemir.
(2)- Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi – 1968/235 Antalya Davası Savunması – Şakir Epözdemir – Pérî yayınevi İstanbul 2005
(3) – 1514 AMASYA ANTLAŞMASI, Kürt – Osmanlı İttifakı ve Mevlana İdris-i Bitlisi – Péri yayıevi İstanbul – sayfa 42.
(4) – Rivayetlere göre Kanuni Sultan Süleyman bir İran Seferinden dönerken annesi O’na “- Evladım! Bunca topraklar, şehirler fethettin, peki buralara hangi ordular yerleştirdin? Nasıl muhafaza edeceksin?”demiş. Padişah : “- Sur ördüm anne, sur ördüm.” Deyince Annesi :  “- Ne çabuk ördün bu surları”. Demiş ve Sultan Süleyman annesine şunları söylemiş: “- Etten Anne, etten! Ben oraları Kürtlere teslim ettim.” demiş
(5)- KANUNİ’nin Hükm-ü Şerif’i :
Kanunî  Sultan Süleyman tarafından İrakeyn seferinden önce bu bölgede yarı bağımsız durumda yaşayan beylere yollanan bir “hükm ü şerif” (Topkapı sarayı müzesi arşîvî E. 11969)
Âdet olan dua ve niyaz yazısından sonra :
“Kanunî Sultan Süleyman” Babası Yavuz Sultan Selim zamanında Kızılbaşlara karşı cephe olarak müsbet ve hayırlı hizmetlerde bulunan ve şimdi de Devlete doğrulukla hizmetler ifa eden, bilhassa (serasker-i Sultan İbrahim Paşanın) bu defaki İran seferine katılarak Kızılbaşların yenilmesinde yararlılıklar gösteren Kürt beylerine, gerek Devlete karşı gösterdikleri özkulluk ve dilaverlikleri karşılığı olarak ve gerek kendilerinin vaki müracat ve istirhamlari göz önüne alınarak, her birinin öteden beri ellerinde ve tasarruflarında bulunan eyâlet ve kaleler geçmiş zamandan beri yurtları ve ocakları olduğu gibi ayrı ayrı beratlarda ihsan edilen yerleride kendilerine verilip mutasarruf oldukları eyaletleri, kaleleri, şehirleri köyleri ve mezraları bütün mahsulleriyle, oğuldan oğula intikal etmek şartiyle kendilerine temlik ve ihsan edilmiştir. Bu münasebetle aralarında asla anlaşmazlık ve geçimsizlik çıkmamalı, dışarıdan müdahale ve taaruz edilmemelidir. Bu emr-i celile riayet edilecek, hiçbir suretle üzerinde kalem oynatılmayacak, hiçbir yeri değiştirilmeyecektir. Bey öldüğünde eyaleti kaldırılmayıp bütün hududu ile mülknâme-i Humayun uyarınca oğlu bir ise ona kalacak, eğer oğlu bir ise ona kalacak, eğer müteaddid ise istekleri üzerine kale ve yerleri aralarında paylaşacaklardır. Uzlaşamazlarsa Kürdistan beyleri nasıl münasip görürlerse öyle yapacak ve mülkiyet yolu ile bunlara ebediyete kadar ilâebeddevrân mutasarrıf olacaklardır. Eğer bey, varissiz, akrabasız ölmüşse o zaman eyâleti hariçten ve yabancılardan hiç kimseye verilmeyecek, Kürdistan beyleriyle görüşülüp ve ettifak edilip onlar bölgenin beylerinden veya beyzâdelerinden her kimi uygun görürlerse ona tevcih edilecektir. Cenab-ı Hakkın birliği üzerine yemin ederek bu muahede-i Humayunumu emr-i Celilimi tekrar eder ve mühürlerim. Ulu Peygamberimizin nübüvvet ve risâleti hakkı için mademki Kürt beyleri doğruluk üzere dostuma dost düşmanıma düşman olmaktadırlar, Devletime sadık kaldıkları müddetçe ferman-ı şerifime riayet etmelidirler. Bu emrime karşı gelenlerin, Allahın izniyle hesap gününde suçlu ve günâhkâr ve zalimlerden olmalarını niyaz eylerim amma asıl isteğim doğruluk yolundan ayrı düşülmemesidir. Bu yolda üzerlerine din ve devletime ait işler düştüğü zaman Diyarbakır ve Bağdat beylerbeyi ve etrafta bulunan Kürt beyleri birlik ve beraberlik içinde olmalı, cümle askerleri ve savaş araçları ile düşman üzerine saldırmak için dakika kaybetmemelidirler. Şeriat ve kanun dairesinden ayrılmayıp emirlerindeki reayaya zulüm ve her türlü fenalıklardan kesinlikle sakınmalıdırlar. Her zaman Devletimize itaatı, hayatın sermayesi, saadetin süsü bilip doğruluktan ve bağlılıktan kaçınılmamalıdır. Cenab-ı Hakkın lütuf ve keremiyle, benden sonra, her kim hilafet ve saltanat tahtına geçerse can ve gönülden doğrulukla ona tabi olmalı, tahta geçmeyip hariçte kalan oğullarımı düşmanım bilip yardım isteyecek olurlarsa kabul etmemeli, onlara asla uyulmamalıdır. Müzaheret eyleyeler ve şöyle bileler: Dünyayı süsleyen ve cihan fetheden alâmet-i şerifi görenler mübarek özünü gerçek bileler.”

Alıntı: http://kurd-turk.org/tr/275.html

~ tarafından Hayata Dair Notlar 20/04/2011.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: