Otuz Dokuz-Kırk

2007-12-30 20:12:00

2007 de bitti. 2000 senesinden beridir zamanın nasıl geçip gittiğine aklım ermedi bir türlü. Bunun sayılarla mı yoksa yoğun iş-güç telaşından mı kaynaklandığı hakkında bir fikrim yok doğrusu. Geride kalan zamanları özlediğim de yok.

Yarından sonra ay hesabıyla otuz dokuz yaşımda olacağım. “Otuz dokuz” mesele değil de, “kırk’ında olmak”la ilgili sevgili bir ahbabımla aralıklarla da olsa bir süredir yaptığımız sohbeti, yazılı bir çalışmaya dönüştürmek konusunda düşüncem var. Kendi düşüncemi yerlerde süründürmemeyi umarım. “Kırk” rakamı hakkında değerli okuyucu şimdiye kadar kafa yordu mu bilmem. Lakin, hayatımızın birçok alanına sirayet etmiş “kırk” mevcut.

Karşılıklı konuşuyoruz; neden 10, 20, 50 değil de kırk? İçinde 3’ten, 7’den 9’dan, 70’dan söz edilen darb- meseller, şahıslar az iken, bu 40 neyin nesidir? Türkçede kolay geldiği için mi konuşma aralarında yerini bulmuştur? Bu arada hurufî filan değiliz. 40 sayısını toplayıp çıkarmaya, bölüp çarpmaya niyetimiz yok. Aşağıdaki örneklerden bazılarını yazı, bazılarını da rakamla yazıyorum.
Sıralıyoruz, rastgele bir sıralama ile:
Peygamber Efendimize nübüvvetin kırkında gelmesi bize ne anlatmalı? Bu, kişisel genel olgunluğun bir ifadesi midir? Kırk, Âdemoğlunun görünüm itibarıyla da sözünün dinlenilebilirliğinin bir alameti midir?
Neden 40 hadis?
Beş vakit namaz, sünnetleri ile beraber kırk rekat.
Medine’de kırk vakit namaz kılınır hac sonrası.
Dört Kapının yanında neden Kırk Makam öğretisi var?
“Kırkından sonra azanı teneşir paklar” diyor atasözü. Kadınlara değil de erkeklere işareti kesin bu atasözü, erkeklerin tehlikeli olabileceklerini mi söylüyor?
Bunları tek tek değerlendirmeye yerim dar. Bu yüzden sözü kısa keserek örneklere devam ediyorum:
Üçler ve yedilerle birlikte “kırklar” var.
Zekat ölçüsü % 2,5. Yani 40’da 1.
Tasavvufî bir ıstılah olarak halvet 40 gün sürer.
Rivayete göre Musa Nebi, Tur-i Sina’da 40 gün 40 gece bekler.
Hz. Ali, bir harf öğretenin, kırk yıl kölesi olacağını vaat eder.
Masallarda “kırk gün kırk gece” düğün yapılır.
Nerededir bilmiyorum “Kırk ambar”.
“Kırk odalı saray”dan çıkar gider masal kahramanı.
“Kırk Harami”leri, Ali Baba dize getirir.
“Kılı kırk yarar” bazıları.
“Kırklar”a karışanlar olur.
Kırklareli’ye, Kırkpınar’a gidersiniz işiniz düşerse.
Hanımlardan “kırk yama” el işlerine düşkün olanları vardır.
Kırk yıllık Kâni nerede yaşamış?
“Kırk dere”den suyu kim getirir?
Ölenin “kırkıncı gecesi”ni kim icad etti?
“Kırk yılda bir” işe yaradı dersiniz gıyaben.
“Kırk katır mı kırk satır mı”?
Kırk günlük kış dönemine erbain denir. Erbain kırk demektir.
Yahudiler çölde “kırk yıl” dolaşırlar.
Kırklar meclisi nerede toplanır?
Kırgızistan adı “kırk-kız”dan mı gelir gerçekten?
Bir yağış türüdür “Kırkikindi.”

Bu konuda daha başka örnekler var bizde. Bu meseleyi derinleştirip geliştirmem gerekiyor.
Kırk yahut kırk yaş deyip geçmemek lazım.

1 Ocak 2008 günü Mekke’nin fethi, 10 Ocak ise Hicri Yılbaşı. Kameri ayın her sene 10 gün geriden geldiğini düşünürseniz, 2009 Miladi yılbaşı ile Hicri yılbaşı arasında sadece 2 gün kalmış olacak.
Bilvesile 2008 Miladi, 1429 Hicri senenin Konya’ya, Türkiye’ye ve bütün dünyaya sağlık ve huzur getirmesini temenni ediyor, değerli okuyucularıma muhabbetlerimi sunuyorum.

~ tarafından Hayata Dair Notlar 31/12/2007.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: