Bizden Öncekilerin Orucu

2007-09-16 17:17:00 Evvelen, dua ediyoruz ki oruç ve Ramazan-ı Şerif, bütün Müslümanların hayırlarının tamam olmasını, niyazımızın Mevla’ya ulaşmasını temin etsin. Yeryüzünün emin beldelerinden, kaosun eksik olmadığı Müslüman coğrafyalara ramazan bereketi sel olup aksın. Tok karınlarımızla şikayeti yanımızdan eksik etmeyen bizlere Rabbimiz, günlük rutinimizin arasına digergamlığı katarak, görülmesi gerekeni göstersin. (amin)

Kadim tarihin türlü zamanlarında şekil, mahiyet ve amacı farklı olmakla birlikte oruç ya da oruca benzer birtakım ibadetlerin mevcut olduğu biliniyor. Asurluların, Keltlerin, Babilonyalıların, Aztek ve İnkalıların, meçhul kalmış totemik kavimlerin, Hinduların, Çinlilerin vb., kimi perhiz ve inziva ile iç içe geçmiş ibadetleri söz konusudur. Yaratıcıya yakınlık vasıtalarından biri olarak addedilmiş orucun, bütün din ve inançlarda görülüyor olması; insanlığa ötelerden mesaj ulaştıran nebilerin bildirmesi ve insanın acziyetini bilme, şükretme ve kul olmaya yaraşır isteğiyle birleştiğini gözler önüne seriyor.

Bakara suresinin 183. ayetini okuyarak, oruç ibadetinin sadece Müslümanlara farz kılınmadığını, ayette geçen “sizden öncekilere farz kılındığı gibi” cümlesinin, “Adem’den itibaren sizden öncekilere” tarzında açık bir anlamaya yol açtığını görüyoruz. Ayeti tamamlayan son cümlenin “korunmanız için” şeklinde izah edilişi ile, kadim din ve inançların muhatabı olan insanın hangi gerekçeyle oruca önem verdiği böylece ortaya çıkmış oluyor. Orucun şekil, amaç ve mahiyet değiştirmesi ile nebilerin bildirdiği oruca dair orijinal mesajın bizden önce tahrife uğratılmış olması arasında da yakın bir bağ kurabiliyoruz.

Bizden öncekilerin orucuna örnek teşkil edecek birkaç hususu, elimizde mevcut veriler doğrultusunda ve kısaca, aslında bunların Cenab-ı Hakk’ın bidayette bildirdiği emrin -inancımıza göre- nasıl bir değişime uğradığını da göz önüne alarak zikredelim:

Tibet Budistleri, 24 saat oruç tutar ve bu süre içinde tükrüklerini bile yutmazlar. İftarları ise süre sonunda içtikleri bir bardak çaydır.
Geleneğe bağlı Brahmanlar, mahalli ayların on bir ve on ikinci günlerinde 24 saat oruç tutar, hasta ve yaşlıların bile oruçtan kalmalarına iyi gözle bakmazlar. Zahit olanları 10-15 gün oruçlu kalırken, günlük gıdaları bir yudum su içmeyle sınırlı kalır.
Oruç konusunda en sıkı, en ağır eğilimleri bulunan Hindli Jainistler, kesintisiz 40 gün oruç tutarlar. Vejeteryan olan ve sarhoşluğa yol açan müskirattan uzak Dindar Jainistler açlıktan ölmeye büyük bir önem verirler. Jaina doktrininin ahlaki düalizminde oruç yoluyla intihar tavsiye edilmiştir. Jainizmin kurucusu Jaina böyle bir hal ile ölmüştür.
Taoistler, ölümü geciktirdiği ve sağlığı koruduğuna inanarak oruç tutarlar. Buna ilaveten büyük bayram günleri ile fitne ve fesadın ortalığı karıştırdığı zamanlarda da kendilerini musibetten korumak için oruca başvururlar.
Manihaizim’de yılın değişik zamanlarına serpiştirilmiş birçok oruç günlerine rastlanır. Seçkinler, 30 günü Bema adı verilen kutlamaları öncesine denk düşen yılın son ayında ardı ardına olmak üzere 100 gün oruç tutarlar.
Eski Mısır’da oruç, bazı yiyeceklerden uzak durmak, bununla nefis tezkiyesi yapmak şeklinde algılanmıştır.
Aztek-Tezcoco prenslerinden birinin adı, “oruç tutan Koyotl” anlamında Nezahualcoyotl’dur. Bu adam hayatı boyunca tek bir tanrıya ibadeti savunmuştur.
Sabiler, orucu yiyip içmeme olarak değil eli, dili, kalbi, kulağı ve diğer organları kötülükten korumak şeklinde görmüşlerdir.
Yahudilikte, tarihteki felaketi günlerin yıl dönümlerinde ve tövbe gününde (Kippur) oruç (tanit) tutulur. Oruç, erkek çocuklarının 12 yaşını bir ay geçmesiyle mecburi hale gelir.
Fıkhi hükümleri hükümleri az olan Hıristiyanlıkta oruç konusunu açıklamak kolay olmamakla birlikte, Hz. İsa’nın peygamberlikten önceki devrede 40 gün oruç tuttuğu, Paulus ve ilk Hıristiyanların oruç tuttukları kaynaklarda belirtilmektedir. Buna ilaveten, bazı Hıristiyanlar tanrısal kurbandan sonraya isabet eden bazı günleri oruca ayırırlar.

Görüldüğü gibi, orucun insanlık tarihine eş bir serüveni mevcuttur. Hangi biçim ve amaç doğrultusunda tutulursa tutulsun yaratıcıya yakınlık ve hayatı anlamlandırmak gibi hedefleri bulunmaktadır. Bilvesile, Ramazan bereketiniz hiç eksik olmasın.

~ tarafından Hayata Dair Notlar 31/12/2007.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: