Yeni Şeyler Söylemek Lazım

Papa’nın Türkiye ziyareti ve bundan kısa bir süre sonra Almanya Başbakanı Angela Merkel’in; “Papa’nın A.B. anayasasında Hıristiyanlığın resmi din olarak yer alması talebine” sempatik yaklaşımlarına dair yazdığım bir-iki yazı ile, “Avrupa kendi tarihini neden bu kadar hızlı hatırlama gereği duyuyor” sorusunun yerli yerinde cevapları örtüşünce konuya iyice dikkat kesildim. Batıdaki dünyanın, yeni şeyler üretip bunları şiddetle ve bir an evvel uygulamaya koymak yönündeki adımlarının giderek hızlandığı süreçlerden geçiyoruz. İşte İslâm coğrafyasında yaşanan sancılar, büyük düşünen adamların kendi lehlerine ürettiği ancak zulümden başka bir şey getirmeyen bu büyük projeden (Büyük Ortadoğu Projesi-BOP) kaynaklanıyor.marmagan.jpg

Bizim “büyük düşünmek” derdimiz, asırlar öncesinde, şimdi açanın okuyamadığı kitap sahifeleri arasında kaldı. Böyle olunca, büyük düşünmek olgusunu, tarihi yeniden şekillendirmek arzusundan alacak, bunu ortaya çıkaracak zihin faaliyetini, çalışkan Tarihçi Mustafa Armağan ile TYB Konya bahçesinde yapıyor olmak kimi nasıl etkiledi bilemiyorum. A.B.D.’nin Büyük Ortadoğu Projesine karşılık, Türkiye’ye ait bir Büyük Osmanlı Projesi öngörüsü ile ortaya çıkmak, bu öngörüyü de ecdada bir borç bilmek, A.B. sürecine angaje olmuş Türkiye’de hangi ittirici gücün etkisiyle olacak diye sormaktan kendimi alamadım. Üstelik Türkiye’nin bir de “Medeniyetler İttifakı” denen sürecin iki aktöründen biri olmak gibi bir özelliği var.  

Armağan’ın, aklımızı başımıza toplayıp dünyanın siyasi gidişine yeniden yön vermeyi hedefleyen, insanlığa örnek olacak bir projenin çalışılmaması halinde büyük bir vebale ortak olacağımızı ifade etmesi, düşünen ve derdi olan kafaları sanıyorum “nasıl?” sorusuyla baş başa bırakmıştır.  

Söğüt’teki bir avuç insanın, yeni bir medeniyeti doğurmak için içlerine ateş düşmüş bir halet-i rûhiye ile gayrete gelişi ile Anadolu’nun Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yeniden dirilişi arasında bağ kuran Armağan, Büyük Osmanlı Projesini, İslam coğrafyasını ihata eden ve sahibi Türkiye olan bahçeye çevirmek şeklinde tanımladı. Tarihe damgasını vuran bu iki büyük eserin, çıkış ve ortam şartları farklı da olsa sonuçları itibarıyla bunu gerçekleştirdiği muhakkak. Biri Anadolu’da birliği sağladı, diğeri de Müslüman halkların özgürlük mücadelelerinin nüvesi oldu.

Böyle bir projeyi fantezi olmaktan çıkarıp hayata geçirilmesini temin edecek çok ciddi bir tarih bilincine sahip olmak ve inanmak gerekiyor öncelikle. Tarihi yeniden yorumlayan, Osmanlı gündeme gelince iyice küçültülmüş tarih algısının kompleksi altında ezilmeyen bilginin kitaplara girmesi, kendi içinde lokalize tartışmaları bir daha gündeme getirmemeye niyetli toplumsal bir bilinç, Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre’sinde anlattığı ile Çanakkale’de temayüz eden ruhun neredeyse aynı yerden beslendiğini çoktan fark etmiş büyük düşünmenin cesaretle birleşmesi gerekiyor.

Konuşmasının bir yerinde; “dünyada büyük işleri yapanlar tek başına olanlardır, işte bu yüzden kahramanlar az olur. Tarihle övünürken tarihimizin de bizimle övüneceği işler yapmalıyız” dedi. Bilgi nakletmekten yeni şeyler söylemeye zamanı ve cesareti olmayanların çokluğu arasında Mustafa Armağan, gözümün önünde kahraman gibi duruyor…

27 Temmuz 2007

www.hakimiyet.com

~ tarafından Hayata Dair Notlar 27/07/2007.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: