Okumak Ya Da Okumamak

index_r2_c7.gif ‘‘Beş yaşındaki çocukla benim aramdaki uzaklık bir adımdır , fakat yeni doğmuş bebekle beş yaşındaki çocuk arasındaki uzaklık korkunçtur.’’ L. Tolstoy

Ülkemizde kitap okumak / okumamak / okuyamamak / okutmak / okutturmak üzerine zaman zaman türlü zeminlerde tartışmalar, atışmalar, problem tespit etme ya da teklifler getirme vb. adına bir takım faaliyetler gözleriz. Okulu hariç tutarsak, bunlar genelde televizyon – radyo programlarında ve kütüphaneler haftasına denk gelen günlerde yapılırlar.
Dünyanın neresinde olursanız olun, konu üzerinde sonsuza kadar birbirinden farklı ancak aynı amaca hizmet eden sayısız çalışmanın sürüp gittiğini görebilirsiniz. Şu an bizim de yaptığımız bundan farklı değildir.
Okumak şüphesiz ciddi bir iştir ve bunun için ille de bir okulun müdavimi olmanız gerekmez. Yeryüzünde bugüne kadar faydasız olduğunu söyleyen bir kimse de çıkmış değildir. İnsan eğitiminin en mühim basamaklarından biri olan okuma eyleminde süreç, cümleleri sökme ile başlar ve muhtemelen bedeni bir arızanın ortaya çıkmasına kadar devam eder. Bir başka ifadeyle bu işte evreler, beşikten mezara sürüp gitme özelliği gösterir. Sizin ülkenizin gelişmişliği ile paralellik arz eder ve sosyal yaşamınızdan ekonomik getirinize kadar her alanda yapıp ettikleriniz bu işle ölçülür.
Çok şükür ki bu satırların yazarı kendisine okumanın ne olduğu hissettirilmiş biridir. Bu zâviyeden bakılırsa mutludur. Okuyucuların affına sığınarak ve ukalâlık yapmadığının bilincinde olarak bu işe katkıda bulunmak ister. Çözemediği bir müşkîlât olursa bunu kitaplarda da bulabileceğini fark etmiştir. Okumak işinin boş zamanlarda değil zamanın neresinde olursa olsun yapılabileceğini öğrenmiştir. (Vaktiyle bazı tv. yarışmalarında taraflar böyle derlerdi.) Onun hayatını etkileyen birçok kitapla arkadaşlık ettiği olmuştur. Kitap satın almayı bir masraf olarak görmez. Masraf görmediği için, kitapçıların aylık cirolarına üç-beş milyon da olsa katkıda bulunur. Okuma işini ciddiye almadığını hissettiği insanlara asla ödünç kitap vermez. Kitaplar pahalı diyenlerle bir aradaysa, şehirde kütüphane denen kurumların varlığından onları haberdar eder. Bazen onların adreslerini tarif ettiği de olur. Kitaplardan kısa da olsa özetler çıkarmaya çalışır ve içine, faydalı olur düşüncesiyle küçük not kâğıtları bırakır. Öğrendiklerini faydalı olduğu sürece davranışa dönüştürmeye çalışır. İşyerine belediye otobüsüyle giderken mesai arkadaşıyla bir şey konuşmuyorsa, bir sayfa bile olsa okumaya gayret eder. Yolculuklarda yanında mutlaka bir kitap bulundurmaya çalışır. Güzel konuşma kapısının kitap anahtarıyla açılacağını yaşayarak görmüştür. Kitaplarına karşı şefkatlidir, hor kullanılmalarından rahatsız olur. Okuyan insanların başkalarından benzersiz şekilde farklı olduğunu bilir. Buna rağmen iyi bir okuyucu olmadığını fısıldar kendine.
Sözün özü, anlamıştır ki; bu güzel memlekette okuma işi ciddiye alınmadığı sürece, başkaları ahalinin cümlesinin canına okumaya devam edeceklerdir. Prime-time denilen vakitlerde “televole” sempatizanlığı gerçek üzerine bir karabasan edâsıyla kapanacaktır.-Oysa bu vakitler sohbetin ve muhabbetin en verimli dilimidir.- Hoşnutsuz geçen her dakika ikiye katlanacaktır. Şikâyete konu olan her neyse bir türlü çözüme kavuşamayacaktır. Okumak beni, seni, onu, bizi, sizi, onları ve ötekileri meşhur yapmayacaktır belki ama, iyi bir insan yapmaya katkıda bulunacaktır şüphesiz. Lâkin bir şartı var bunun: Faydası olan okumayı davranışa dönüştürme çabası içinde olmak. Yoksa kitap yüklü eşeklerden hiç farkımız kalmaz.

~ tarafından Hayata Dair Notlar 29/01/2007.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: