Hayallerde İndirim Yapmamalı

ruya.jpg

Yaşadığımız hayat öylesine kısa ki, mekânların içinde geçen zaman yolculuğumuzun yoğun meşgaleleri yüzünden bunun farkında olmadığımız oluyor. Yapmaya çalıştığımız iyilikler yahut ta bizi çok derinden etkileyen olayların dışında doğrusu hatırladığımız pek bir şey de yok. En azından bu bana göre böyle.
En son okuduğum kitabın bende bıraktığı etkileri okuyucularla paylaşmak istedim bugün. Değinmeye gayret edeceğim hususların bazılarını teorik de olsa biliyoruz belki. Ancak tahmin ediyorum ki bazılarını kendimize anlatmak veya uygulamak konusunda eksiklerimiz de yok değil.
Kitabımızın mesajı aslında tüketicilerin üretken birer birey de olabilecekleriyle alâkalı. Genel amaçları bakımından tüketicileri uyarmayı hedefliyor ve alternatif tüketim modellerini ortaya koymaya çalışıyor.
Acaba kaçımız gerçek anlamda tüketici bilincine varıp varmadığımızı sorguladık? Marketlerde bizi ne gibi ekonomik tehlikelerin beklediğinden haberdar mıyız? İndirim yapılan yerlere kesemizi düşünerek koşarken acaba gerçekten tasarruf mu yapmaktayız? gibi bir dizi suali yeniden ama bu defa daha akıllıca sormamızı isteyen bu değerli eserin yazarı Bill Quaın.
Lâkin bu kitaptan aktarmak istediğim mesele bunlar değil , kendimizi ne kadar tanıyabildiğimizle ilgili olacak. Yazar, sonuç bölümünde öylesine çarpıcı ikazlar yapıyor ki bunları olduğu gibi aktarmayı heyecanlı bir vazife sayıyorum.
Bakın biz nelere şartlandırılıyormuşuz :
‘‘-Hepimiz kendimizi değersiz hissetmek üzere şartlandırıldık. Kulağımıza gelen eleştirileri içselleştiriyoruz. İnsanların bize biçtikleri sınırlamaları kabul ediyoruz. Sonuç olarak , kaç yaşımızda olursak olalım , hepimiz içimizde bastırılmış bir çocuk taşıyoruz. Ve , içimizdeki bu çocuk bize sık sık değersiz olduğumuzu hatırlatıyor.
-Ta doğuştan itibaren çok fazlasına değil, çok azına değer olduğumuz için heveslerimize gem vurmamız gerektiği konusunda şartlandırıldık.
-İşveren değil, çalışan olmaya değer olduğumuzu düşünme konusunda şartlandırıldık.
-Maddî özgürlük kazanmaya değil, rahat bir yaşam sürmeye yetecek kadar kazanmaya değer olduğumuza inanmak üzere olduğumuza şartlandırıldık.
-Lider olmaya değil, izleyen olmaya değer olduğumuza inanmak üzere şartlandırıldık.
-45 değil, 65 yaşında emekli olmaya değer olduğumuza inanmak üzere şartlandırıldık.
-Bir fırsat yakalamaya değil, bir iş bulmaya değer olduğumuza inanmak üzere şartlandırıldık.
-Büyük hayalleri değil, küçük hayalleri yaşamaya değer olduğumuza inanmak üzere olduğumuza inanmak üzere şartlandırıldık.
-Ben ‘‘Saçmalık!’’ diyorum. Hayallerinizde indirim yapmayın! Kendinizi ucuza satmayın ! Siz başarıya değersiniz… Maddî özgürlüğe değersiniz… Yönetmeye değersiniz… Büyük hayalleri yaşamaya değersiniz…Kendi işinizi yapmaya değersiniz…’’(*)
Kendi çocukluğumuzdan itibaren bugüne kadar yaşamakta olduğunuz hayat serüvenimizin bir başka arka planını düşündük mü hiç?
Çocukluğumuz boyunca “sen yapamazsın, sen nereden bileceksin, yaşın kaç daha, lafa karışma bakalım, dur yapma, o bilmez, o yapamaz” cümlelerinden mürekkep yığınla lafın muhatapları hep bizler olmadık mı? Evetse cevabımız ve hâlâ kendimize güvenimiz yoksa ve kötüsü hâlâ kişisel gelişim adına bir çabamız da yoksa dostlar, hayallerden yoksunuz demektir. Hayalimizin içimizde yeşermediği yerde –hadi buna hedeflerimiz diyelim– gelecekten beklentilerimiz de koskoca hayal yumağı haline gelecektir.
Ne dersiniz , fazla söze hâcet kaldı mı?
(*) Üretken Tüketici , Bill Quaın , Ph. D. , Sistem Yayıncılık , Çev: H. Betül Çelik , İst. , 2002

~ tarafından Hayata Dair Notlar 29/01/2007.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: