Çocuklarınızın Davranışlarını Nasıl Bulursunuz ?

asiresim46.jpg

– Edebiyata karşı alâkanız ilk ne zaman ve nasıl başladı?
– Pek küçük yaşta babamın kütüphanesinde. Bir asker doktoru olan, birkaç parça kapkacak ve bir iki yatak dengi ile, kedi yavrusunu taşır gibi, bizi vilâyetten vilâyete sürükleyen çok genç babamın nasıl bir kütüphanesi olabilirdi? Bu benim için halâ bir muammadır. Fakat vardı. Şehrin kitapçısı Köse Hoca denen bir adamcağızı günün birinde kayalayıp sürgüne gönderdikleri zaman galiba. Çanakkale’nin tek kütüphanesi kalmıştı. Çünkü o zaman kitabı olmak âdet değildi. Evlerin binde birinde babadan kalma bir Fuzûlî Divanı’na, yahut yaprakları kopmuş bir mehcureye, bir Çinlinin Çin’deki Mihnetleri gibi bir roman rastlanırsa ne mutlu.
Babam için yine bana muamma kalmış ikinci şey de bu kütüphanenin pek rastgele bir kütüphane olmamasıydı. Türkçe, Farsça dîvanlara, bizim dîvanların en iyilerine, kalın Mesnevî Hafız şerhlerine, bütün Edebiyat-ı Cedîdeye ve daha evvelkilere haydi bir menşe tasavvur edilebilsin; fakat Voltaire’leri, Rousseu’ları, Montesquieu’leri ile eski Bibliotheque Nationale’ın mavi kaplı ucuz klasikler edisyonunun hemen hemen tamamını, Balzac’lar, Fleubert’ler , Zola ve Daudet’lerle Fransız realist ve naturalistlerini; Taine’i, Renan’ı, Félis İcan kütüphanesinin en ağır başlı fikir ve felsefe neşriyatını , alaturka bir orta ailenin yirmi iki yaşlarında Tıbbiyeden asker hastanelerine geçmiş bir genç çocuğu için nasıl îzah etmeli ?
O evde iken kitapları teklifsizce karıştırmak bana yasaktı. Fakat yokken onları kucak ortaya yığarak altlarından girer üstlerinden çıkardım. Pek az sonra da onları fare gibi kemirir, gizli gizli resimlerini keser ve boyarken yine fare gibi burnumdan yakalanırdım. Gidiş o gidiş. Onun için uzunca öğretmenlik hayatımda etrafımdakilere tavsiyem daima şu olmuştur : ”Bırakın çocukları, kitaplar arasında oynasınlar… Ne pahasına olursa olsun.”
Edebiyatçı İbrahim Zeki Burdurlu, Reşat Nuri’yi anlattığı kitabında*, yazarın kendisiyle yapılmış bir konuşmayı da kitabının içeriğine dahil etmiş. Uzun konuşma yazara sorulup söylenenlerle devam ediyor.
Bu hafta benzer bir konuyu okuyuculara aktarmak niyetindeydim. İsabet oldu. Benim için pek de ehemmiyeti olan ve okul harçlıklarımdan biriktirerek elde ettiğim eski kitaplarımı, fakir kütüphanemin üst raflarına taşırken gözüme ilişti bu eser. Yirmi iki sene kadar evvel kırk liraya almış ve ilk sayfasına da özenle imzamı atmışım.
Çocuklarımızı kitaplarla buluşturmada hırslı olmamız, bunu da tâbir câizse davranış hâline getirmemiz gerekiyor. Edebiyatımızda iz bırakmış bir yazarın çocukluk günlerinde yaşadığı “kitapları izinsiz de olsa aşırıp yırtması, sayfalarını karalaması” “ve belki de en mühimi, kitaplarla donatılmış bir ortamı teneffüs etmesi, onun yetişkinlik günlerini ekme-biçme kaidesine göre nasıl da olumlu mânâda etkilemiştir. Asker kökenli baba belli ki işlerinin yoğunluğu sebebiyle küçüğüyle yeterince ilgilenememiş (en azından konuşma metni böyle bir kanâate ulaştırıyor bizi) lâkin evin kitaplarla donatılmış görüntüsü, yazar için muhteşem bir etkilenmeye yol açmıştır.
O halde biz yukarıda geçen konuşmaya bakarak söyleyebiliriz ki; Özellikle 0-6 yaş grubu çocuklarımız başta olmak üzere gelişim çağındaki diğer bütün çocuklarımız ilk dönemlerinden itibaren içerisinde bulundukları ortamdan son derece etkilenmektedirler. Gelecekte muhtemel bütün davranış modelleri bu dönemin getirisi olabilecek özellikler ihtivâ edecektir. Evde konuşulanlar, hitap şekilleri, konuşma üslûbu, yemek yeme âdâbı, metafizik boyutu olan her şey, istek, rica ve emir cümleleri, giyinme, etrafı toparlama, yardımlaşma, diğergâm tutumlar… velhâsıl zikretmeye değer bulunabilecek her tutum ve davranış türleri sadece ve sadece ev ortamında taze dimağlara aktarılabilmektedir. Ev dışındaki etkilenmeler dahî bu çekirdeğe göre şekil almaktadır. Sözgelimi, sizin evde çocuğunuz bütün davranışlarını ideal ölçüler doğrultusunda mı gerçekleştiriyor, yahut ta tersine, meselâ ağzını kötü sözler sarf etmeye mi alıştırmış, bu yönüyle başkalarının yanında utanılası bir duruma mı düşmekten korkuyorsunuz, her eylemin icrâsında sizler varsınız demektir.
Bugünün ve yarınların ideal nesillerinin inşâsı adına vazifelerimizin çok sayıda olması muhakkaktır. Doğrusu işimiz zordur ancak ebeveynler olarak üzerimize düşeni yapmamız kaydıyla bütün zorluklar da çözülemeyecek şekilde değildir. Meselenin özü, küçüklerimize daha fazla alâka göstermemiz noktasında yatmaktadır. Sözlerimizden ayakkabılarımızın bağını nasıl bağladığımıza kadar her şey onlar tarafından gözetlenmekte ve uygulamaya hazır hâle getirilmektedir.
Bir başka deyişle, moda bir deyişle “biri bizi gözetliyor.”

* İbrahim Zeki Burdurlu , Reşat Nuri Güntekin , Toker Yay., İst., 1977

7 ocak 2002

~ tarafından Hayata Dair Notlar 29/01/2007.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: