SINAV FİLMİ

 afis756692mc3.jpg

Sınav filmi 20 Ekimden beri sinemalarda gösterimde. Henüz fırsat bulup görebildim.
Yiğit Güralp’in öykü ve senaryosunu yazdığı, Vizontele ve G.o.r.a filmlerinin de yönetmenliğini yapan Ömer Faruk Sorak’ın yönettiği filmin hikayesinde, öğrencilerin sınav kaygıları anlatılıyor.

Önceki filmler, tanıtımlarına önemli miktarda paralar harcandığından en çok seyircisi olan filmler kategorisindeler. İkisini de sevmedim. Özellikle vizontele, içerdiği birçok sahnesiyle Yılmaz Erdoğan önyargılarına vurgular yapan bir film. Yetmişli yıllarda benim gibi ilkokul öğrencisi olan Erdoğan ile paylaşacağım gerçekler de var elbette. Neyse konumuz bu değil zaten.

Sınav filmi hakkında, gitmeyenler için birkaç not düşmek istiyorum.

Türkiye’nin ilk kült gençlik filmi olarak tanımlanıyor.

Komedi, macera ve dram var eşliğinde yarış atına dönen gençlerden büyüklere mesajlar gönderilmiş. Bu yönüyle özellikle yetişkinlerin gitmesinde fayda var. Sınav sistemini sorgulamak yerine çocuklarını sorgulayan veliler açısından işe yarayabilir.

Filmin 3 dakikalık fragmanında Van Damme, 2 dakika görünüyor. Filmde de zaten 3 dakika oynuyor ve son 7 dakikasında filme giriyor. Rolü bu kadar kısa olan ithal oyuncunun afişlerde görünmesi tam bir tüccar kurnazlığı. Toprağı bol olsun, filmlerde bir hayli yük taşıyan Nubar Terziyan’ı siz hiç afişlerde Cüneyt Abi’nin önünde gördünüz mü?

Sınav’ın konusu Amerikan yapımı “The Perfect Score” ile birebir aynı denilerek filmin çalıntı olup olmadığını konusunda dedikodular yapılıyor. Bu filmi seyretmediğimizden iddialar doğru mu yanlış mı bilemiyoruz.

Film, video kliplere benzeyen sahnelerle dolu. Şimdiye kadar seyrettiğimiz filmlerde böyle bir yöntem veya adına sinema dilinde ne deniyorsa stil yok. Sahneler birbiri ardına keskin virajlardan geçiyor ve bu durum gözü anormal yoruyor.

İlk defa olarak bilgi dağarcığımıza bir “Kraliyet hırsızı” kavramı girmiş oldu bu filmle. Öğrenciler sınav merkezinden soru çalmak amacıyla İngiliz Charles’tan yardım istiyorlar. İngilizleri sömürgeci, dolayısıyla tarihi hırsızlıklarıyla biliriz de, böylesini bilmiyorduk. Demek ki, sarayda “kraliyet adına çalışan teknik hırsızlar” mevcutmuş.

Çok genç nüfusa sahip bir ülkeyiz. Bordan, elmastan, petrolden daha değerli bir potansiyel bu. Bir şeylerin yetersizliği veya bizim aklımızın ermeyeceği sebeplerle milyonlarca öğrenci sınavlara hazırlanıyor ve giriyor. Beraberinde dershane sektörü, test kitapları, rehberlik uzmanları, psikologlar, matbaalar, yazılımlar, bankalar, banka dekontları, fotoğraf makineleri, umut ve umutsuzluk taşıyarak. Trilyonluk masraflar yapılıyor. Sınavlar öğrencilerin son kaleleri gibi âdeta. Üstelik mesele sınavları kazanmakla da bitmiyor.

Dahasını yazmaya gerek yok.

Filmi izleyelim mi diyorsanız önerim şu: En azından bir akşam, evde oturup televizyona esir olmaktansa gidin derim. 4 saat tv. seyretmek 8 saatlik yorgunluğa sebep oluyormuş. Dışarıya çıkar, bulunduğunuz yerde temiz hava varsa alır, memleketin bir meselesi hakkında yeniden düşünme fırsatı elde etmiş olursunuz.

5 Kasım 2006

~ tarafından Hayata Dair Notlar 25/12/2006.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: