PAPA NİÇİN GELİYOR?

papa2.jpg

Papa XVI. Benedictus’un Türkiye ziyareti, kesinlikle tarihi bir hadisedir. Öncelikle bunun bilinmesinde fayda var. Ziyaretin tarihi bir hadise oluşunun geri planı hakkında 4 Ekim tarihli yazımızda değinmiştik.
Bu yazımızda da, Katolik ve Ortodoksların teolojik anlaşmazlık konularını ana başlıklar halinde ortaya koyduktan sonra, yeni bir haçlı ittifakı mı doğuyor sorusunun diğer cevaplarını bulmaya çalışacağız.

“Evrensel” ya da “genel” anlamına gelen Katolik teriminden adını alan kilise, geleneksel Roma kilisesini ifade eder. Bu kilisenin evrensel oluşu, ruhani lideri durumundaki Papa’yı da evrensel hale getirir. 1054 yılındaki nihai bölünme ile, Roma Kilisesi’yle İstanbul (Bizans) Kilisesi birbirini aforoz etmiş, Roma Kilisesi, evrensel birlik iddiasıyla Katolik adını alırken, İstanbul kilisesi antikite konsillerinde (ilk yedi konsil) alınan kararlara bağlı oldukları iddiasıyla Ortodoks (doğru görüş ve inanç demektir) adını almıştır. Kuruluşunu Havari Petrus’a dayandıran Katolik kilisesi, gerek Petrus’un İsa’nın halefi ve vekili olması, gerekse 325 İznik Konsili’nde kabul edilen hiyerarşik sıralamada İstanbul ve diğer kiliselere karşı üstünlüğünün vurgulanmış olmasından dolayı kendisini Hıristiyanlığın en üst kurumu olarak niteler. Katoliklerin dini lideri Papa, İsa’nın vekili ve Petrus’un halefidir. Ortodoksların dini lideri Patrik’tir. Papa, İsa’nın vekili olarak kabul edildiğinden yanılmazdır. Ortodokslar ise Papa’nın Katoliklerce kabul edilen dogmalarını reddederler. Roma kilisesi evrenseldir. Onun dışında kurtuluş yoktur. Ortodoks kilisesi bunu reddeder. En önemli ayrılık meselelerinden biri kabul edilen Filioque (filyök) yani Kutsal Ruh’un nereden çıktığı konusunda Katolikler, Kutsal Ruh’un Baba ve Oğul’dan çıktığını; Ortodokslar ise Oğul yoluyla Baba’dan çıktığını öne sürerler. Katolik kilisesi, 21 evrensel konsili kabul ederken, Ortodoks kilisesi antikite konsillerinden sonrakileri kabul etmez. Katolik haçı, İsa’nın çarmıhındaki! gibi alt kolu uzun iken, Ortodoks haçının kolları birbirine eşittir. Katolikler soldan sağa haç çıkarırken, Ortodokslar sağdan sola haç çıkarırlar. Katoliklerde âyin dili (II. Vatikan Konsiline kadar) Latince iken, Ortodokslarda âyin dili her ülkenin lisanı ile yapılabilir. Katoliklerde ruhban sınıfı evlenemez, bunun dışında kalanlardan evlenenler boşanamaz. Kilisede yapılmayan nikâh geçerli sayılmaz. Boşandıktan sonra evlenme zina sayılır. Ortodokslarda ise papazlar evlenebilirken, keşiş, piskopos ve patrikler evlenemezler. Boşanma şartlara bağlıdır. Bunların dışında diğer bölgesel kiliseler arasında da çok sayıda ihtilaf konusu mevcuttur.

Bu genel malumattan sonra şimdi gelelim asıl meseleye. Papa, neden geliyor? Bülbül Dağı’na türbe ziyaretine mi, yortuya katılmaya mı yoksa küresel barış adına dinler ve medeniyetler arası diyalog çalışmalarını hızlandırmaya mı? Papa’nın, Patrik Bartholomeous ile görüşeceği söz konusu edilmeseydi bu yazıyı yazmak zahmetimiz de olmayacaktı. Oysa Roma Kilisesi, Kalkedon-Kadıköy Konsili ile Evrenselliğini ilan eden Fener patrikhanesinin bu kararını lanetlemiş ve Fener patrikhanesini sıradan bir piskoposluğa indirgemişti. Yakında, önemli evrensel konsillere ve özellikle Katoliklere göre Efes’e bağlı bir piskopos olması gereken Bartholomeous, kendi memleketi Almanya’dan sonra ikinci ziyaretini İstanbul’a yapacak olan Papa ile bir araya geliyor.

Papa’nın İstanbul Kilisesi yani Fener Patrikhanesi ile yukarıda saydığımız teolojik ihtilafın giderilmesine yönelik bir amacı söz konusu olmadığına göre, ziyaretin sebebi tamamen siyasi görünmektedir. En azından şimdilik bu ihtilaf konularının halledilmesine dair bir Vatikan açıklaması veya karşı tarafın girişimi mevcut değildir. Esasen bu husus imkânsız gibi görünse de, küresel egemenlerin aradaki teolojik ihtilafın izalesi için bir çalışma başlatmayacaklarını da kimse garanti edemez.

Kendisini ekümenik ilan eden Patrik Bartholomeous ile Papa’nın görüşmesinin, Patrik’in siyasal konumu ve önemini arttıracağına şüphe yoktur. Üstelik Bartholomeous’un arkasında ABD. ve Avrupa Birliği’nin açık desteği vardır. İstanbul’da Bizans’ın yeniden hortlatılması konusunda AB. Ülkelerinde toplantılar yapıldığı, Bizans enstitülerinin yoğun gayretler içinde olduğu belirtilmektedir.

Gözlerden kaçan bir hususu zikretmekte fayda görüyorum. Papa’nın 30 Kasım günü Aziz Andreas yortusuna katılacağı açıklandı. Özellikle bu günün seçilmesi anlamlıdır. Aziz Andreas, Katolik Hıristiyanlığının ilk Papa’sı kabul edilen Petrus’un kardeşi ve havarilerden biridir. Hıristiyan inancına göre, havarilerin kurdukları kiliselere Apostolik Kilise adı verilir. Apostolik kilisenin bulunduğu yerler, en önemli Hıristiyan merkezlerinden sayılır. Andreas’ın İstanbul’a geldiğine veya burada öldüğüne, yahut burada bir cemaat (kilise) kurduğuna dair hiçbir bilgi yoktur. 345 yılında İmparator Konstantin’in, Andreas’ın kemiklerini ve emanetlerini, çarmıha gerildiği Patras’tan İstanbul’a getirmek istediği ancak Aziz Regulus tarafından Andreas’ın misyonerlik yaptığı İskoçya’nın Fife sahiline götürülerek burada bir yere gömüldüğü tarzında rivayetler söz konusudur. Bunun anlamı, İstanbul’da cemaat oluşturduğu bilgisi bulunmayan Andreas üzerinden de İstanbul’a yeniden sahip çıkmak, hortlatmayı dini zeminler üzerine dayandırmak ve Fener Patrikanesinin bu havari tarafından kurulduğuna atıfla Patrikanenin zeminini sağlamlaştırmak niyetinden başka bir şey değildir. Üstelik Aziz Andeas yortusu havariler döneminden 300 yıl sonra başlatılmıştır. Andreas, İskoçya’nın Azizi kabul edilmiş ve çarmıhtaki temsili de, 1385 yılında İskoçya’nın ulusal amblemi olmuştur.

Bununla birlikte Papa’nın Ayasofya’da dua etmesi, Ayasofya’nın kutsanması anlamına gelecek ve yeni bir katolik hac mekanı sayılacaktır. Hatırlanacağı üzere 1967 yılında Papa VI. Paul’ün benzer bir girişimi o dönemin yetkililerince engellenmiştir.

Bu görüşme, bütün ihtilaf konularını es geçerek birlikte çalışma zemini oluşturma ihtimalini ortaya çıkmaktadır. Papa’nın ziyareti Bülbül Dağı’nda türbe ziyaretiyle sınırlı kalsaydı buna saygı duyardık. Ancak XVI. Benedictus, önceki Papa’nın uyumlu dini otoritesinin aksine, İslam ve Peygamberimiz hakkındaki zehirli açıklamalarında görüldüğü gibi, siyasi bir kimlik taşımayı yeğlemekte ve Patrik ile görüşmeye gelmektedir. Bu siyasi duruş, Patrik’in de ekümeniklik iddialarını kolaylaştıracak, ekmeğine yağ sürecektir. Zira Papa’nın patrikhaneye uğraması, Patrik’in ekümenik olduğunun tescil edilmesi anlamına gelmektedir.

Netice itibarıyla Türkiye, yeni bir Katolik-Ortodoks kuşatması ile karşılaşma riski ile birlikte AB. tarafından muhtemel tavizler vermeye zorlanacak gibi görünmektedir.

Papa’nın Türkiye’den ayrılmasından sonra daha sağlıklı bir değerlendirme imkânı bulacağız.

26 Kasım 2006

~ tarafından Hayata Dair Notlar 25/12/2006.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: