PAPA’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ ROMA-BİZANS BİRLEŞMESİ GİRİŞİMİ OLABİLİR Mİ?

papa1.jpg

İlk bin yılın sonunda başlayan ve İstanbul’un ecdadımız tarafından fethiyle tamamlanan dönem, Bizans dönemi olarak adlandırılmıştır. Kadıköy Konsili’ni (M.451) reddedenlerin Roma’dan ayrılması, Bizans’ın Osmanlı’ya boyun eğmesi, buna bağlı olarak da Roma’nın İstanbul’dan giderek uzaklaşması, İstanbul’u burada belirginleşen Hıristiyanlığın merkezi haline getirmiştir. Artık bundan sonra genel yahut başka bir deyişle ökümenik patrik (patriarche oecumenique) adını alan İstanbul Patriği, yeni imtiyazını elde eder hale gelmiş ve İstanbul, “Yeni Roma”nın başkenti olmuştur. Doğu kilisesi, Roma’nın aksine maddi iktidardan vazgeçerek dünya işini devlete terk etmiştir.

Hıristiyan doğu ile batı arasındaki ayrılık temelde, XI.-XIII. Asırlar arasında uzun süren bir uzaklaşma devri yaşamıştır. Doğu ve batı arasında cereyan eden ve politik ve teolojik birçok sebebe dayanan iki bölünme söz konusudur. Birincisi, 1054 yılında girişilen ve başarısızlıkla sonuçlanan bir yakınlaşma teşebbüsüdür. İş, İstanbul Patriği ile papalık elçisi arasında aforoz ile sonuçlanır. İşte bu tarihten itibaren Ortodoks dünya, kendi içine kapalı bir siyaset gütmüştür. İkincisi de, 1204 yılında kin dolu yüzyılın nihayetinde Roma’nın başlattığı dördüncü haçlı seferidir. Batı, İstanbul’a saldırmış, doğu kilisesinin kutsallarını tahrip etmiş ve İstanbul’a bir Latin Patriği atayarak Latinleştirme siyaseti gütmüştür. Daha sonraki asırlarda İstanbul kilisesinin, kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığını tercih etmesi bu sebeptendir.

Yakın tarihe gelince, İstanbul Ortodoks Kilisesi, 1902’den beri düzenli bir Pan-Ortodoks fikrini canlı tutmaktadır. Patrik I. Athenagoras’ın girişimleriyle birçok Ortodoks konferansı düzenlenmiştir. 1920 genelgesiyle Patrik, sadece Ortodoksları değil, bütün Hıristiyanları diyalog ve yardımlaşmaya çağırmıştır. Katolik ve Ortodokslar arasında yakın dönemlerde verimli diyaloglar yaşanmıştır. 1964’de I. Athenagoras ve VI. Paul Kudüs’te bir araya gelmişler ve 1967’de Papa, Fener Patrikhanesini, Fener Patriği de Vatikan’ı ziyaret etmiştir. Yine Papa II. Jean Paul 29 Kasım 1979’da Fener Patriği I. Dimitrios’u ziyaret etmiş, İstanbul Saint George Katedralinde müşterek duaya iştirak etmiştir.

Şimdi, tarihi sürece işaret ettikten sonra, Papa’nın ziyaret sebebi hakkında İnternational Herald Tribune gazetesinde yer alan ve Alman DW-TV kanalının din muhabiri John Berwick tarafından kaleme alınan yazıyı da referans almak suretiyle değerlendirmemize geçelim.

Yazar, Papa’nın iddialı bir projesi olduğunu, Hıristiyanlığın Avrupa’yı yeniden ele geçirmeyi istediğini belirterek, “Bu proje gerçekçi görünmeyebilir ancak bunun için ilk aşamada Hıristiyanlar arasında birliğin sağlanması gerekecektir. Papa’ya göre, Katolikler ile Protestanlar arasında teolojik ayrılıklar çok büyük ve bu alanda bir ilerleme beklenemez. Ancak Katoliklerin ardından dünyadaki ikinci büyük Hıristiyan kitlesi olan Doğu Ortodoks kilisesi ile durum farklı. İki toplumu ayıran büyük teolojik görüş ayrılıkları yok. Katolikler ve Ortodokslar arasında bir tür birleşme sadece mümkün olan bir şey değil, Papa’ya göre son derece arzulanan bir şey” görüşüne yer vermiş ve XVI. Benediktus’un Papa seçilirken geleneksel olarak Papalara verilen “Batı Patriği” unvanından vazgeçtiğini ve Ortodokslarla olan bir teolojik ayrılığı ortadan kaldırdığını hatırlatmıştır.

Katolik Hıristiyanlığın küresel hakimiyet çabaları, Fener Rum Patrikliğinin dağılan doğu ortodoks kiliselerini toparlama gayretleri ve iki mezhep (din de denilebilir) arasındaki üst düzey yakınlaşma girişimleri göz önüne alınırsa, artık Protestanlar hariç Hıristiyan dünyanın bir araya gelmesi fikri imkansız görünmemektedir. Zira iki kilise arasındaki teolojik ayrılıklar bir şekilde halledilebilecek durumdadır. Böyle bir girişim ihtimali ise, 21. yüzyılın dünya siyaset ve ekonomik anlayışlarını alt üst etmeye yetecektir.

Buna göre, XVI. Benedictus’un şayet “iddialı bir projesi” varsa ziyaret, siyasi olarak görünmesine rağmen, yeni oluşumların kapısını aralayacaktır. Ziyaretin temel sebebi, Fener Rum Patriğinin ziyaret edilmesi ve yukarıda sözünü ettiğimiz esprinin gerçekleşmesi olabilir diye düşünüyoruz. Şu halde Papa, Müslümanlarla bir diyalog girişimine de yanaşmayacaktır. Çünkü, Vatikandaki bütün İslam uzmanlarını pasif görevlere getirmiş ve diyalog merkezini kültür merkezine çevirerek diyalog girişimlerinin önünü tıkamıştır.

Kasım ayında Papa’nın yapmayı planladığı ziyaret, kuşkularımızı daha da anlaşılır hale getirecektir ümidindeyiz. Buna ilaveten ziyaretin yeni polemikler başlatacağı kesin görünmektedir.
4 Ekim 2006

~ tarafından Hayata Dair Notlar 25/12/2006.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: