Ey Fransa Parlamentosu! Başına Cezayir Büyüklüğünde Taş Düşsün

parlamaento.jpg

Sonunda olan oldu ve Fransa, kıt akıllı politikacılarının ucuz manevrası ve ermeni lobilerinin güdümüyle kirli bir iş kotardı. Bir ülkenin politik arenasında olup bitenler kendilerini ilgilendirir demek lüksümüz yok.

Fransa parlamentosu, 12 Ekim günü iki tarihi hata yaptı. Biricisi, sözde bir soykırımın varlığını kabul etti. Esasen Fransa hatırlanacağı gibi, 2001 yılında bu tasarıyı tanıdığını beyan etmişti. İkincisi, sözde soykırımın varlığını kabul etmeyenlerin suç işleyeceğini karara bağladı. İlki zaten beklenen sonucun sinyallerini daha önceden vermişti. Sonraki ise tam bir aymazlık, pişkinlik ve iş bilmezlik numunesi olarak tarih sayfalarında yer alacak.

Fransa artık ne bir hürriyet sembolüdür ne de tarihi prestijlerin ülkesidir. İşin trajik tarafı, meselenin Fransa ile de bitmeyeceğidir. Önceki yazımızda, aklı selim siyaseti göz ardı etmesi muhtemel diğer Avrupa ülkeleri de bu gidişle sıraya gireceklerdir demiştik. Diğer AB ve birlik üyesi olmayan Avrupa ülkeleri şayet Türkiye’yi AB saflarında gerçekten görmek isteselerdi önceden gerekli ikazlarını yapar ve ermeni lobileriyle kıt akıllı Fransız politikacıların atağını önlemeye çalışırlardı. Bir strateji ve işbirliğinin varlığı konusunda ciddi kuşkulardan söz etmek mümkündür.

Daha kara oylamanın sıcaklığı geçmeden, Kıbrıs Rum yönetimi, Ankara’nın, limanlarını ve havaalanlarını Rum gemi ve uçaklarına açma zorunluluğunu yerine getirmedikçe, Türkiye-AB üyelik müzakerelerinde frene basacaklarını söyleyiverdi. Birkaç gün önce de Asur-Süryani soykırımı iddialarının tanınması için Avrupa’da kampanyalar başlatıldı. Hollanda’da Türk vekil adayları oyuna getirildi. Başka parlamentoların niyeti bozuk ve tarihi anlamaktan aciz üyeleri, olup bitenlerden güç alarak, Fransa parlamentosunu kirleten kararın kendilerinden de geçmesini isteyeceklerdir.

Türkiye her bakımdan büyük bir ülke olmak sıfatıyla, Avrupa Birliğine mahkum değildir. Madem öyle biz yokuz tarzında bir çıkış karşısında, AB parlamentosunun elinde kendi kararlarından mülhem sadece iki ucu boncuklu bir değnek kalacak ve Türkiye’nin vazgeçilebilecek veya vazgeçilemeyecek bir pozisyona sahip olduğunun sonuçları ortaya çıkacaktır.

Şahsen, derhal Fransız mallarını boykot ediyorum. Alacağım ürünlerin etiketlerine her zamankinden daha dikkatli bakacak ve ona göre satın alacağım.

Orhan Pamuk muradına erdi(rildi

Tam bugün, “Türkler bir milyondan fazla Ermeni ve Kürdü katletti” diyen Orhan Pamuk, ilk defa bir Türk’e verilen ve en prestijli ödül sayılan Nobel Edebiyat ödülünün sahibi oldu. İsveç Akademisi, “kültürlerin çatışma sembolleriyle ilgili çalışmaları” nedeniyle bu ödülün Pamuk’a verildiğini açıkladı. İlgisi olan ekseriyetin bu ödül hakkında, siyasi nitelemesi yapacağını tahmin etmek zor değil. Nobel ödülü alamamak sendromu! yaşayan memleket insanı artık huzura ermiştir. Lakin bu ödül dünya kupasında üçüncü, erovizyon şarkı yarışmasında birinci olmak kabilinden değil gibi. Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü darb-ı meseli, ben istemesem de üzerime geliyor. Yoksa insanların başarısını takdir edemiyor değiliz.

12 Ekim 2006

~ tarafından Hayata Dair Notlar 25/12/2006.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: