Ne Yapmak İstiyorlar?

 jeo0505misyonerlikzo81.jpg

Misyonerlik ve misyonerleri artık “Türkiye’nin güvenlik sorunu” olarak görmenin vakti gelip geçmektedir.

Tarih boyunca Müslümanlar ve hassaten ecdadımızın fetih serüvenleri, insanlık, merhamet ve adamlık serlevhalarıyla doludur. Ülkemizin doğu ve batısında cereyan eden her cinsten emperyal dokunuş ve oturuşlara ve içimizi yakan hadiselere bakarak, ah keşke dinde zorlama yoktur bilincinize, az da “kültürel etki” ekleseydiniz demekten kendimizi alamayanlarımız zannımızca çoğunluktadır. İsminin sonuna imparatorluk ekini başkalarının yapıştırdığı “Devlet-i Âli Osmanî”, bütün kullarını tarih boyunca eşit gördü. Eflak’tan Yemen’e insanlar, “el-medinetü’-l fâzıla” yani ideal ülke tanımına yakın şartlar altında güvenlik içinde yaşadılar. Zorlama yapmayı, inancı ve felsefesine uygun görmeyen bu devlet geleneği, “her kemalin bir zevali vardır” kuralı gereği sonuna kadar sürdürdü. Bunun aksi örneklerini görmek için allame olmaya gerek yoktur. Söz gelimi Afrika ülkelerinin çoğunun resmi dilinin Fransızca, ormanlarının sahiplerinin Belçika vatandaşları oluşuna bakmak bile yeterlidir.

Şu halde Müslüman tebliği ile Hıristiyan misyonerliği arasında her bakımdan farklılıklar mevcuttur. İlki, insanlığı kendine getiren medeniyet nuru saçarken, diğeri sadece İslam coğrafyasında değil girdiği her yerde derin yaralar açmıştır. Oysa İsa, bir İslam ve merhamet elçisiydi. Talebelerine yaptığı konuşmaları bizim muharref dediğimiz İncillerden açıp okuyunuz.

Müslümanların İslam’ı türlü coğrafyalarda anlatma, tanıtma ve tebliğ faaliyetleri ile, Hıristiyan misyonerlerinin çalışmalarının aynı çerçevede ele alınması mümkün değildir. Günümüzde artık Anadolu kentlerine de bulaşan adamlar çağdaş seferlerine hız vermiş durumdadırlar. Ne zaman kendilerini hedef alan tepki görseler filan diyarda Müslümanların cami açmalarına vurgular yapmaktadırlar. Amaçları mutluluk getirmek yahut ta bunalımı olanlara yol göstermek değildir. Bütün insanlığı, yaklaştığına inandıkları “Armageddon savaşı”na hazırlamak ve Yahudileri de kullanmak suretiyle kaosa sürüklemektir. Bugün Yahudi cür’eti de ilginç bir şekilde bunun farkında olmadan küçük cüssesiyle, arkasına tepkisiz İslam ekseriyetini de alarak Lübnan’a ciddi zararlar vermiştir ve başka yerlere vermeye devam edecektir.

Not: Bazı okurlarımız, misyonerlerin çalışma prensip ve alanlarına işaret ettiğimiz yazımız için “propaganda” yaptığımız kanaatinde olmuşlar. Efendim biz, özellikle Hıristiyanlığın evveline vâkıf bir Müslüman olarak adamların nasıl çalıştığına dikkat çekmek istedik. web adreslerini de bunun için verdik. Değilse dünya ve ahiretimizi niçin karartalım.

15 Eylül 2006

~ tarafından Hayata Dair Notlar 24/12/2006.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: