Bir Doktorun Savaş Hatıraları

guclu.jpg

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin, 2006 yılı kültürel etkinlikleri çerçevesinde bu Cumartesi sohbet konuğu Aydınlar Ocağı Konya Şube Başkanı Dr. Mustafa Güçlü idi. Saat 17:00de başlayan programa yazarlar ve misafirler ilgi gösterdiler.

Bu yazıda sohbetten aldığım bazı notları aktarmak ve önemli hususların altını çizmek istiyorum.

Ortopedi mütehassısı Dr. Güçlü kendinden kısaca söz ettikten sonra ilgi çekici ve genellikle bilmediğimiz detaylı notlar aktardı dinleyenlere. Sohbetin konusu “Zor Zamanda Oralarda Olmak” başlığı ile afişe edilmiş olmasına rağmen, konu başlığının esasen bu olmadığını, bahse konu edeceği hatıralarda kendisinden çok daha fazla emeği bulunanlar olduğuna atıflar yaptı. Dr. Güçlü, Afganistan, Azerbaycan, Nahcivan, Çeçenistan, Saraybosna, Kırım ve Kerkük’de savaş, yokluk ve sıkıntı içinde geçen günlerde bir tıp mensubu olarak yaşadığı hatıralardan söz etti.

Dr. Mustafa Güçlü, “İnsanların hayatından endişe ettikleri bu yıllarda, meslek hayatımızdan daha çok inandığımız dava bizi endişelendiriyordu” diyerek sohbetine başladı. 80’li yıllarda Ruslar Afganistan’a girince, oralarda olmayı arzu etmiş. Büyükşehir Belediyesi’nin insani yardımlarını sadece savaş döneminde Afganistan’a veya başka Müslüman ülkelere değil, deprem felaketi yaşayan bölgelerimize de doktor olarak ulaştırmış arkadaşlarıyla.

Burada ben aradan çekilerek sözü Dr. Güçlü’ye bırakıyorum:

“Hastanelerde tedavi gören hastaların, birinin gülümsemesine, hal hatır sormasına ihtiyaçları olur. Bu sebeple, komşuluk görevimiz neyi gerektiriyorsa onu yapalım dedik. Konya’nın Türkiye’ye mahsus bir imaj sorunu olduğu söylenir. Oysa Konya’nın dışarıda büyük bir itibarı olduğunu gördük.

Afganistan cihadında 8-10 hizip mücadelede birlikteydi. Ancak içeride birliktelik, dışarıya karşı hizipçilik vardı. Böyle olunca Afganistan, cihadı kazandıktan sonra burada büyük bir iç savaş çıkar diye düşündüm. Çünkü iç bölünme, ırkçılık, meşrepçilik ciddi boyuttaydı. Ancak Amerika işgaline uğradığı için bölünme olmadı. Şimdi Suudi Arabistan vatandaşı olan Özbekler buradaki ırkçılık yüzünden Tacikistan’dan, Hazar Bölgelerinden hatta Hindistan’dan sürüldüler.

En büyük cihadı burada 100 bin kişilik ordusuyla Ahmed Şah Mesut yaptı. Afgan cihadında buraya savaşmak için gelenlerin katıldığı cepheler vardı. Mesela İranlılar İran’a yakın bölgelerde çarpışıyorlardı. Ama Türkiye’den gelenlerin dahil olduğu bir cepheden söz edemeyiz. Ortak paydamızın örselenmesinden başka bir şey değildi bu. Şu an en büyük ortak paydamız futbol oldu. Cephelerde tasavvufi ve selefi düşüncede olanlar arasında sıkıntılar vardı. Afganistan’ı uzunca bir süre elinde tutan egemenler olmadı. Amerika’yı kovarlarsa mutlaka iç savaşa sürükleneceklerdir.

Azeriler kesinlikle çok örselenmiş bir toplum. Afganlılar çok cahiller ama çok da şahsiyetli idiler. Onların şahsiyetli bir devleti idameleri zor. Orada Müslüman olmak Rus’um demek gibi bir şey. Her Azeri sanatçıdır ama devlet ruhu yoktur. Ben, Azerbaycan ile Türkiye birleşsinler diye düşünüyorum. Bazı notlar aktarayım. Bizde “derin hoca” onlarda “çukur hoca” demek. Bizde kötü anlam ifade eden “pezevenk” orda “danışman” anlamına geliyor.

Azerbaycan’da Elçibey ile tanıştım. Sen umut ol, yıpranan elemanlarını değiştir ama koltuğa oturma, cumhurbaşkanı olma diye uyardım. Neticede düşürüldü ve biz sonra Keleki Köyü’ne ziyaretine gittik. Kendisini içkiye vermişti.

Çeçenistan’a gittiğimizde Dudayev’in şehadetinin 1. yıldönümüydü. Yardımlarımızı oraya da ulaştırdık. Çeçenler, dünyanın en cesur savaşçılarıdır. ABD, Çeçenleri Ruslarla savaştırarak oyalıyor. Bu esasen ABD.- Rus savaşıdır. Türkiye’nin bu savaşı bitirmesi lazım. Onların yiğitliğinden etkilenmemek mümkün değil. Çeçen komutanlardan birinin başına yakalanması için ödül konmuş. Komutan bizzat kendisi gidip teslim olmuş, askerimin biri olur ya, minnet eder de ihanetine sebep olur diye. Cihada, selefilerin daha fazla gittiğine şahit olduk. Samimiyetlerinin yanında düz mantıkları ağır basıyor. Bosna’da 10 bin fitten bomba atılırken, şehit olacağız diye sokağa fırlıyorlardı. Savaşın yoğun olduğu birçok yerde yeni Müslüman olmuş Amerikalılar gördük. Çanakkale’de şehit kabirlerini gezerken gördüğümüz kardeşlik şuurudur bu.”

Dr. Mustafa Güçlü, Kırım, ve diğer bölgelerden de kısaca bahsettikten sonra, kendi adımıza sorunun, özümüze dönmek ve ben olmasam bu ülke batar temennisiyle çalışmakla çözüleceğini, herkesin işini güzel yapması ve birbirini sevmesi ile başarılar elde edileceğini sözlerine ekledi.

Kendisine teşekkür ediyor ve hayırlı hizmetlerinin devamını diliyorum.

2 Eylül 2006

~ tarafından Hayata Dair Notlar 23/12/2006.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: